TBMM Başkanı Kurtulmuş'un konuşmasında satır başları şu şekilde:
''Tercüme faaliyetlerinden ulaşım ve yeme-içme faaliyetlerine kadar birçok alanda gerçekleştirilen çalışmalardan dolayı teşekkür ediyorum. Ayrıca çok önemli bir okul çalışmasının da gerçekleştirildiğini biliyorum. Ben de müsaadenizle, bütün bu çalışmaları bizim adımıza koordine eden Sayın Büyükelçi Ahmet Aydın Doğan’a huzurlarınızda çok teşekkür ediyor, sözlerimin hemen başında, az evvel son derece duygulu bir törenle kendisine veda ettik demeyelim ama kendisinin IPU’den emekli olması törenine şahit olduk.
Martincun Kongo’da bundan sonraki hayatında üstün başarılar diliyorum. Dünkü seçimde de seçilen yeni Genel Sekreter Anda Filipe’ye üstün başarılar diliyorum. İnşallah bundan sonraki süreçte de biz Türkiye olarak kendisiyle son derece yakın iş birliği içerisinde çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Kendisine ferasetli bir yönetim diliyorum. Kendisine barışın, dostluğun ve kardeşliğin diliyle konuşabilmeyi, iş yapabilmeyi temenni ediyorum.
Romanyalı dostumuza da, bir komşumuz olduğu için kendisine başarılar diliyorum.
Değerli katılımcılar, konuşmalar yapıldı; saatlerce ve günlerce de konuşulabilir. Ben bu konuşmalar içerisinde yapılan her tartışmanın son derece önemli olduğunu, dünya barışını sağlamak konusunda fevkalade yararlı olduğunu ve özellikle parlamenter diplomasiye katkı vermek bakımından da son derece anlamlı olduğunu düşünüyorum.
Düşünüyorum ki konuşmaların özetini bir noktada toparlamak mümkündür: Fevkalade türbülanslı bir dönemden geçiyoruz. Yerkürenin her yerinde, her ülkeyi ve her milleti kapsayan çok derin gerilimler yaşıyoruz. Çatışmaların, iç çatışmaların, vekâlet savaşlarının, ticaret savaşlarının olduğu bir dünyada, gerilimlerin ve çatışmaların hemen dünyanın her yerine yayıldığı bir dönemden geçiyoruz.
Ayrıca yaşanmış olan birçok olumsuzluğun doğal bir sonucu olarak fakirliğin, kıtlığın ve yoksulluğun dünyanın birçok bölgesi için neredeyse sıradan bir hâl aldığını görüyoruz. Aynı şekilde bu olayların hepsinin ortak vektörü olarak ortaya çıkan fevkalade ciddi bir göçmen meselesi ve uluslararası yer değiştirmelerin olduğuna şahit oluyoruz.
Ülkeler arasında gerilimlerin yanı sıra, ülkelerin içinde de toplumsal gerilimlerin önemli fay hatları olarak ortaya çıktığına şahit oluyoruz. Aynı şekilde insanlık tarihinin hiç yaşamadığı kadar ağır bir çevre krizine, iklim krizine ve çevrenin tahrip edilmesine şahit oluyoruz.
Kısacası sayabileceğimiz birçok olumsuzluğu yaşıyoruz. Değerli dostlar, bu olumsuzlukların, doğal afetler dışında tamamı insan eliyle oluşturulmuş felaketler olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla insanlığın şöyle bir sarılıp kendine gelmesi, kendi eliyle oluşturduğu bu felaketleri, bu insani soykırımdan tutun göçe kadar, açlıktan tutun savaşa kadar bu insani felaketleri çözmesi için yine insanoğlunun devreye girmesinin şart olduğu açıktır.
Bu problemleri yaratan insandır, ortaya koyan insandır; çözüm de insanoğlunun zihninde ve insanoğlunun gönlünde olmalıdır. Bunun için diyorum ki, bütün bu çalışmalarımızın, bütün uluslararası kuruluşların, bütün toplantılarımızın ve organizasyonlarımızın bir tek odak noktası vardır; bir tek odak noktası olmalıdır.''
Hibya Haber Ajansı